Pazar, Şubat 26, 2006

öylece


Parçalanmış içimiz yüzümüze vuruyor.Binbir parçaya bölünen havaya atılan fişekler gibi dağılıyoruz.Rengarenk kıvılcımların mutluluğunda geçirdiğimiz anlarda sahte zevkler ile avunuyoruz.

Hissetmek,gercekten sınırsızca hissetmek,doyasıya düşünmeden kayıtsızca,ne olduğunu umursamadan sonucu her ne olacaksa sadece yaşamak.

Sorgulamaların altında geçirdiğimiz hayatın bir sonraki güne ertelediğimiz her ne varsa yaşamak gerek.

Sonra değil şimdi tam şu anda...

Kim yapabilir?Kim göğüsleyebilir tüm olumsuzlukları,geçmişin acıları içinde yanarken
mutluluğu harmanlayabilirmisiniz..
Ne kadar gözünüz kara?
Feda edebileceklerin listesini yaptınızmı?
Yoksa bir an için gerçekten mutlu olduğunu hissedebilmek için herşeyi feda edebilirmisiniz??...

Düşünmeye başladığınız an kaybettiniz zaten mutluluğun bulunacak birşey olmadığı yakalandığı an düşüncelerden uzak yaşıyarak varabileceğimiz,
öylece,aniden ,birden..........

Cumartesi, Şubat 25, 2006

susuyorum


Dileklerimi rafa kaldırdım.Sözlerimi attım içeri 6 ay dan başlayan mahkumiyetin kararında kalemi kırmadan önce iyi halden sorguya çektiğim umutlarımın itirafında dinlediklerim.........

İçimde en derinlerde bir yerde bir sıgara ucunun aydınlatığı yer dahi olsa düşen küllerin havada uçuşarak çizdiği harflerde okudum gerçeği....

Artık biliyorum ve susuyorum günü geldiğinde konuşmak için..

ya var ya yok

Beklemekten usandığım zamanlar geçmek bilmezken.Beklemeyi beklemekten alıkoyarken, zamanın hep oyunlarıyla karşılaşmaktan her varoluşun derin karanlığında haps olduğumun farkına varıyorum.

Tutunmak neye? niçin?

ya var olacaksın ya kaybolacaksın..

hem var olup hemde kaybolabilir mi insan ??

dön bir bak.!

Eskittiğimiz kaldırım taşlarında.Kalbur üstü hayatlarımızda arananlar bulunamaz.
Konuşarak haykırdıklarımız karışırken havaya bir sonrakine beklettiğimiz acılarımızı yaşarken.Hep yalnızlığımızla başbaşa mücadele ederken nerdesiniz??

Kendinize yeni hayatlar kurarken hep ileriye bakmakta, geride kalanlara bakmak zayıflıkla eşdeğer düşüncelerde kokuşmuş kelimeler savurarak yürürken her adımda güçsüzlüğünüze daha da gömüleceksiniz....

İçinizde yaraların sizi güçlü kılacağına inancınıza tutunarak yaşamınıza bir değer oluşturmaktan, gün gelip bıktığınızda geriye dönüp pişmanlıkların baskısında ezileceksiniz.

Hayatımıza dair ne varsa hepsi geride dön bir bak.!

Cuma, Şubat 10, 2006

tam isabet

Hayatımın bilinmeyen tekrarındayım..
Hergünüm tanıdık heryaptığım bilindik..
Bir yukarıda bir aşağıdayım..
Devinimlerde yazılıyor herşey..
Peşinden sürüklenen acıların tasmasıyla..
Her geçen gün daha da daralıyor..
Zamanı yöneten zamansızlıkta saklanıyor..
Kapıyı kapatsa da arkasında olduğunu bilmek..
En ağır faturanın borcunda geçecek bir ömür..
Seslerle avunmanın yetersizliğinde..
Tam yerinden vurdu..
Canlı canlı mezarın soğukluğunda..
Üzerime kapanan toprağın altındayım.....

ASLA


Her boşluk girdaplara sürüklüyor.Dönüp duruyorum içinde kaybolurcasına ama bedenim olduğu yere çivilenmiş hareketsizce ızdıraplarına devam ediyor.

Tutunacak birşeyler olmalı herşey elimden kayıp giderken.Bakakalırken,hayat acımasızca üzerime geliyor karabasanların şahıyla,tükendim laf anlatmaktan.Dinlemesede,nefessiz bırakmaktan vazgecmiyor benimde vazgecmediğim gibi.. ASLA

Perşembe, Şubat 09, 2006

artmaz

verilen sözler kaybolan yıllar
kalırsa geriye benden bir ben
ondan bir o,onlardan bir onlar,
bizden bir biz.........

herkez kendine kalır kimse artmaz

Pazar, Şubat 05, 2006

sevinç İLE keder

Sevinciniz gercekte peçesini kaldırmış kederinizdir.Gülümsemelerin yükseldiği o kendisiyle özdeş pınardan,çoğu gözyaşlarıyla dolu nice hıçkırık da duyulmuştur..

hem başka türlü olabilir mi ki?..

keder,varlığınızın derinliklerine işledikçe sevinciniz artar.

Sevinçli olduğunuz zamanlarda gözlerinizi yüreğinizin derinliklerine çevirirseniz,size sevinç veren şey uğruna bir zamanlar nice kederlenmiş olduğunuzu görürsünüz.
kederli olduğunuz zamanlarda da yine yüreğinizin derinliklerine bakın.
O zaman gerçekte,bir zamanlar sizi mutlu kılmış olan şeye ağlamakta olduğunuzu görürsünüz.....

h.c

Değilmidir hep zıtlıkların karmaşasında yatan acılar ve sevinclerle yoğrulmuş bir geçmişin izlerinde yürüttüğümüz yaşamımızı istemesekte izlerini taşıyoruz.

Bunlar ile başedebildiğimiz ve insanlara güven duyabildiğimiz oranda yada duymak istediğimiz ölçülerde mutlu olmaya başladık.

mutluluğun sınırlarını daraltırken kederin alabildiğine koştuğu karanlık vadilerde gezinmeye başlıyoruz.

ne için ?

kendi mutluluğumuz için..

hep kaos hep çıkmaz hep karmaşa....

Cumartesi, Şubat 04, 2006

Yol

düş ve gerçekler hiçbir zaman bir biriyle örtüşmez yaşadığımız dünyada ne isek yaşamadığımız dünyada farklı biriyizdir.
sorunu hep ikisi arasındaki bocalamada yaşarız bir tarafta sınırlar bir tarafta sınırsızlıklarla birlikte gelen sonuçlar.

Cesaret ise yola çıkabilmek değil kendini tanıyabilmekte.

yola cıkmışsan yolun getirilerini kabullenmişsindir...